Bugün...



Çankırılı Hemşehrimiz Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı Haberci18.Com’da Okurlarıyla Buluşuyor
Tarih: 17-03-2019 17:00:00 + -


Haberci18.com İnternet Medya haber sitesi sahibi Mustafa Çelik “Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı’yı kadrosuna kattı.


Çankırılı Hemşehrimiz Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı Haberci18.Com’da Okurlarıyla Buluşuyor

Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı Haberci18.Com’da 

 

Haberci18.com İnternet Medya haber sitesi sahibi Mustafa Çelik “Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı’yı kadrosuna kattı.

 

“Ceza Hukuku, İnsan Hakları, Çocuk ve Kadın Hakları ile ilgilenmekte olan Duvarcı, ayrıca Aile Hukuku, İş Hukuku ile ilgili davalara da bakmaktadır.

 

-Bundan Böyle www.haberci18.com’da Yazacak-

 

Site sahibi Mustafa Çelik “Aslen Çankırı, Çerkeş’li olan, şu an İstanbul Barosu'na bağlı olarak çalışan, Uluslararası ceza avukatı Pakize Duvarcı kardeşimiz bundan böyle yazıları ile www.haberci18.com İnternet medyası haber sitemizde siz saygıdeğer okurlarıyla buluşacak. Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı’nın yazıları kesintisiz olarak Haberci18.com İnternet Medya haber sitesinde yayınlanacak.” Dedi.

 

Araştırmacı Avukat Pakize Duvarcı’nın ilk Yazısı ”İdam Bir Çözüm müdür?'' Başlıklı yazısını sitemizde okuyabilirsiniz....

 

Avukat Pakize Duvarcı Kimdir?

 

Avukat Pakize Duvarcı 1993 yılında Kadıköy İstanbul'da doğdu. İlköğretimi Tuzla Yunus Emre İlköğretim Okulu'nda tamamlayan kadın hakları savunucusu avukat liseyi İstanbul'un en gözde liselerinden Behiye Dr. Nevhiz Işıl Anadolu Lisesi'nde tamamlamış ardından İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiştir. Aslen Çankırı Çerkeş’lidir. Eğitim ve öğretim hayatı boyunca çeşitli başarılar elde eden araştırmacı avukat şu an Ceza Hukuku, İnsan Hakları, Çocuk ve Kadın Hakları ile ilgilenmektedir. Aile Hukuku, İş Hukuku ile ilgili davalara da bakmaktadır.

 

Uluslararası suçlarla alakalı bir çok çalışma yapmıştır. Türkiye’de network marketing ve ponzi dolandırıcılığı ile alakalı çeşitli makaleler yazmış, genç yaşında adını büyük kitlelere duyurmuştur. Şu an İstanbul Barosu'na bağlı olarak çalışan uluslararası ceza avukatı Pakize Duvarcı, yurt dışında ve yurt içinde yaptığı hukuki çalışmalarla bir çok başarıya imza atmaya devam etmektedir.

 

Genç araştırmacı Çankırılı avukat Pakize Duvarcı İstanbul'da Çankırı ilini çeşitli dernek ve vakıflarda temsil etmekte, Çankırı Vakfı'nda gönüllü ablalık yapmakta, memleketini mesleğiyle en güzel şekilde temsil etmektedir.

 

Sayın Avukatımıza aramıza, haber sitemize hoş geldin derken, saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. Cenab-ı Allah’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyor, başarılar diliyorum.

 

”İdam Bir Çözüm müdür?''

 

‘İdam’ gelmeli mi yoksa gelmemeli mi tartışması son zamanlarda gündemden inmeyen bir konu. Eğer ‘idam kesinlikle gelmeli’ diye düşünüyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyup ardından düşüncenizi tekrardan gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

 

Burada kısaca idamın tarihçesine ve dünyadaki mevcut durumuna değinecek olursak; Türkiye’nin 1924, 1961 ve 1982 anayasalarında idam cezası yer almaktaydı. Bu ülke, korkunç ve kan dondurucu nice idamlar gördü. Ancak, 1984 tarihi itibariyle bu ceza uygulanmadı, bir nevi fiili olarak askıya alındı. 2003 yılında AB’ye üyelik müzakereleri gereği, AİHS’in 6 ve 13 No’lu protokollerinin imzalanmasıyla idam cezası kaldırıldı ve 2005 tarihli son TCK ile artık kanunlarımızda yer almıyor.

 

Öncelikle idam cezası uygulanan ABD ve Hindistan gibi ülkelerde idamın caydırıcı bir özellik taşıdığını ya da idam sayesinde suç oranlarında azalma olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz.

 

Kaldı ki yapılan araştırmalar neticesinde, örneğin ABD’de idam cezası uygulanan eyaletlerde, uygulanmayan eyaletlere göre suç oranının daha fazla olduğu ve yıllar içinde arttığı görülüyor ya da bilindiği üzere Hindistan’da cinsel saldırı vakaları çok fazla ve burada idam cezası uygulanmakta fakat 2016 yılının rakamlarına göre Hindistan’da halen “günde” 100 kadın cinsel saldırıya uğruyor. Bu durum, idamın caydırıcı olmadığının bence en önemli kanıtlarından biri.

 

Bir güneşli sabaha bu canım ülkemizde vahşice öldürülen ya da tecavüze uğrayan çocukların haberleriyle uyandığımızda burada bahsettiklerim pek de aklınıza gelmez, kadın hakları savunucusu olarak ben de nefret duyuyorum ve inanılmaz derecede öfkeleniyorum. Bir hukukçu olarak düşünmek zorunda olduğumuz şeyse idamın bu tarz durumlar için kesin çözüm olup olmadığıdır. İdam kesin çözüm olsaydı, idamın şu an uygulanan ülkelerde caydırıcı bir nitelik taşıması gerekirdi. Bununla birlikte, şöyle de düşünmek lazım; idam cezası öngören suçları işleyen suçlular, her şeyi göze almış suçlular olabilir. Ölüm, onlar için bir nevi kurtuluş da olabilir. Bu durum onları daha çok suç işlemeye teşvik bile edebilir. Hal böyle iken, idamın bu bakımdan da caydırıcı olması mümkün olmadığı gibi, suçu artırıcı dahi olabilir. ABD ve Hindistan gibi ülkelerde bunun ne yazık ki çok fazla örneğini görmekteyiz.

 

Osmanlı’daki ‘idam’ müessesesi hakkında da vatandaşlarımızın kulaktan dolma bildiği çoğu şeyin yanlış olduğunu üzülerek burada belirtmek zorundayım. Benzer ve çağdaşları gibi Osmanlı'da da tek bir adamın her konuda sorgusuz ve sualsiz söz sahibi olması mümkün değildi ve hiçbir devirde böyle olmamıştır. Dolayısıyla Osmanlı vatandaşlarının canı veya kaderi padişahın iki dudağı arasında değildi! Kadıların başkanlık ettiği davalarda İslam hukuku geçerliydi fakat yaygın inanışın aksine, her suçlunun bir uzvu kesilmiyor veya anında idam kararı verilmiyordu. Toplumsal suçlara ilişkin davaları bölgeye atanan kadılar yönetiyordu. Osmanlı mahkemelerinde bolca şahit bulunur ve adaleti tayin için bilirkişilerden faydalanılırdı. Siyasi suçları bir yana koyarsak, normal vatandaşlar için idam cezasının verilişi kolay değildi. Suçun gerektiği bütün şartların ve delillerin kesinlikle toplanması gerekiyordu.

 

En ufak bir tereddüt olursa dava tazir suçları kapsamına girer ve idam cezası verilmezdi. Hırsızlık için de aynı şey geçerliydi. Suçun mahiyeti göz önünde bulunduruluyordu. Söz gelimi açlık ve fakirlikten sefil düşmüş birisi ekmek çalarsa tabii olarak eli kesilmiyordu. Çalınan parçanın değeri düşükse para cezası verilebilirdi. Davanın salahiyeti, bugün de olduğu gibi, kadının tecrübesine ve olayları analiz etme kabiliyetine bağlıydı. Herkesin padişah emriyle kolayca idam edilebileceği kanaatini bizde uyandıran, çoğunlukla siyasi cezaları öğrenip bunu genel zannetmemizdir.

 

''Siyaseten katl'' adlı yetki sayesinde padişahlar ölüm cezası verebiliyordu. Fakat bu normal ahali için geçerli değildi.

 

Nerede o eski Osmanlıcılık anlayışı diye düşünenlere ithafen bu detayları da burada paylaşmak istedim. Osmanlı’da hiçbir zaman normal bir vatandaş için ağır bir ceza olsa bile idam öncelikle düşünülmezdi ve bütün deliller toplanmadan gerekli araştırmalar yapılmadan sadece şüphe ile Osmanlı vatandaşları hakkında hüküm kurulmazdı ancak günümüz Türkiye’sinde hepimiz biliyoruz ki bu adaleti berrak bir şekilde temin edebilmek pek de mümkün değil, haksız yere cezaevinde yatan binlerce hükümlü var, adaleti sağlamak için çalışan bir çok insan var olmasına rağmen adalet sistemindeki pürüzler maalesef yok edilemiyor. Bunun içindir ki idamın en azından bizim ülkemiz için çözüm olmadığını defaatle ile dile getiriyorum. Çözümü sorunun kökünde aramak gerekir. İdamın adalet sistemine güvenini arttırmayacağını aksine azaltacağını düşünenlerdenim. Türkiye’de şuan yüzlerce haksız tutuklama yapılıyor siz sanıyor musunuz ki idam yasalarımıza dahil olduğunda haksız yere idamlar olmayacak… İdam cezasını en çok eleştirilen yönlerinden birisi de, masum insanların yargı hatasıyla öldürülmesi… Masum insanlar ipe götürüldüğünde bunun günahını hiçbirimiz ödeyemeyiz.

 

İdam cezası aynı zamanda teröristleri kahramanlaştıracak. Siyasi suçlarla ve terörizmle mücadele eden güvenlik güçleri, idam cezasının beklenenin aksine ters etki doğurabileceğine vurgu yapıyor. İdam edilen militanların, örgütler tarafından 'kahraman' ilan edilebileceğine dikkat çekiliyor. Öte yanda, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçlarla mücadelede, idamın pozitif bir etkisi olduğuna dair bir kanıt gösterilemiyor. Terör uzmanları, bu suçlara yönelik daha kapsamlı ve etkili mücadele araçları bulunmasının daha faydalı olacağını düşünüyor.

 

İdam cezası suçlular için asla caydırıcı olmayacak çünkü suçlu fail cezayı değil yakalanmamayı düşünüyor. Fail cezadan korktuğu için değil yakalanmayacağına inandığı için de suçu işliyor.

 

İdam cezasının caydırıcı olabileceğini varsaymak, kişinin suçu işlemeden önce rasyonel düşündüğünü kabul etmek anlamına geliyor. Ancak ağır mahkûmlar ifadelerinde suç öncesi ve esnasında, eylemlerinin sonucu düşünmediklerini ifade ediyor. Bu durumda müebbet hapis cezaları gibi ağır hükümlerin de en az idam kadar caydırıcı bir etkisinin olması gerekirdi. Cinayet gibi ağır suçların büyük bir kısmı öfke gibi şiddetli duygularla işlendiği biliniyor, ayrıca alkol ve buna benzer maddelerin etkisi altında olan suçluların rasyonel düşünmelerini engelliyor. Öte yandan AİHS raporu, suçluların eylemlerinin sonuçlarından çok, yakalanmamayı düşündüklerinin altını çiziyor. Bu bağlamda suçlular için caydırıcı olan birinci etkenin, cezanın ağırlığından çok yakalanma ihtimali olduğu öne çıkıyor. Bazı kriminal eylemlerin faili meçhul kalması kişileri suça karşı daha da cesaretlendiriyor.

 

Bu sebepledir ki idam asla çözüm olmayacak…

 

Saygılarımla.

 

 




Bu haber 8526 defa okunmuştur.

Etiketler :
Ülker Karakoyun / 21-03-2019 23:16:00

Sevgili Pakize Duvarci öncelikle bir bayan olarak sizinle gurur duyuyorum. Yazınızı okudum ve kesinlikle tüm yazdıklarınıza istisnasız katılıyorum. Idam bir çözüm degil idam etmek, idam cezasını gerektiren suçu işleyen kişiyi ödüllendirmek olur bence de. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmeli bu kişilere. Yolunuz açık olsun. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Emine Camgöz / 18-03-2019 21:22:00

Söylecegim çok şey var bu konu hakkında, diğer yazılarınızıda bekleriz iyi günler dilerim. Allaha emanet olun.

Muhtar 06 / 18-03-2019 12:38:00

Amerika’da bile her şey yolunda değil, çoğu yazarın aksine orada da pislikler olduğunu gösterdiğiniz için öncelikle teşekkürler. Ülke olarak aklımızı başımıza almalıyız bunca yol katettik artık anayasadan ve ilkelerimizden daha fazla tavize millet olarak yer vermeyelim. Bir sonraki yazınızı da Türk Gençliği hakkında bekliyorum. Başarılar.

İslem / 18-03-2019 12:27:00

Siz bu milleti seviyorsunuz tarihini de .. İnsan tarihten ders çıkarmalı ... haksız yere idam edilen bir çok genç vardı bunların yerinde bizler de olabilirdik. Teşekkürler, bir sonraki yazınız ne zaman ? Bilgilendirme yaparsanız takip etmek isteriz.

Tayfun Düzen / 18-03-2019 12:24:00

Genç avukat kardeşim, düşünceleriniz bir çok insanın anlaması gereken noktalar varsa da çocuk cinayetleri bam telimizdir. Çözüm olup olmadığına sizler karar vereceksiniz, yargının işi bu. Hayırlı olsun diyorum bir sonraki konuyu özellikle bekliyorum.

mirza / 17-03-2019 23:44:00

Fazla Amerikancı bi yazı.

Özlmckl / 17-03-2019 22:31:00

Yazıyı bir de olayın bu tarafından okuyunca düşüncelerim degişmedi değil. Ancak idam konusunda küçük çocukların durumu farklı bir kefeye konabilirdi, ayrı tutulabilirdi.

Sosyolog Hanım / 17-03-2019 22:21:00

Açıklamalarınız için tesekkurler. Peki, idam caydırıcı bir seçenek değilse ne gibi caydırıcı şeyler yapılmalıdır?

Şanur / 17-03-2019 22:04:00

Pakize Hanım, bu güzel düşüncelerinize katılıyorum başarılar dilerim ve bu güzel yazılarınızın devamını bekliyoruz.

Emiralibrcn / 17-03-2019 21:20:00

Allah utandırmasın başarılarının devamını dilerim inşallah ☺️

Elif Yılmaz / 17-03-2019 21:16:00

İdam konusunda böyle düşünmenize şaşırmış olsam da avukat hanim çok geniş bir yelpazeden konuyu ele aldığınız için teşekkür ediyorum ,ne olursa olsun bazı konularda millet olarak daha hassas olabiliyoruz ancak olaylara sizin baktığınız acıdan herkesin bakabilmesi zaten bizi fevri olmaktan kurtarır ve millet olarak olgunlaştırır.

Deniz akyol / 17-03-2019 21:16:00

Pakize hanım, seminer ne zaman vereceksiniz? Katılmak istiyorum, sayfanızda yayınlarsanız çok sevinirim.

Gül Hanım / 17-03-2019 20:43:00

Merhaba Pakize hanım, Mesleğinize olan sevgi ve saygınızdan dolayı sizi kutluyorum. Başarılarınızın devamını diler, ve bilgilendirme için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.

Avukat18 / 17-03-2019 19:17:00

Başarılar dilerim böyle bizler gibi düşünen meslektaşımızı görmek güzel.

Ufuk Çizgisi / 17-03-2019 19:05:00

Pakize Hanım yazınızın başında çocuk istismarı konusunu sadece iki kelimeden ibaret yalnızlaştırmak ve bu konuya yeteri hassasiyeti göstermediğinize kanaat getirdiğimden ayrıca bir cümle öncesinde kadın hakları savunucusuyum diye cümleyi pekiştirmeye gayret gösteren birisi vicdani aklıyla tezat içindesinizdir. İnanıyorum ki bu yazı sizin akıl süzgecinizden geçirip ortaya koyduğunuz bir metin değildir. Zira önünüze gelse almayacağınız bir davadır. her nasıl olursa olsun canavarca hisler ile gerçekleşen eylemler neticesini tek kalem de ÇOCUK İSTİSMARI binlerce yıldır hatta yazılı tarih öncesi medeniyetlerde nasıl işlenmiştir? Bu konunun yelpazenin bir parçası edasında ele alınıp genel idam başlığı altında klişeleştirirseniz bu toplumun en öncelik örf adetlerinden, kültürümüzden birisinin daha vicdanına kılıç vurmuş olursunuz. Bu konunun teamül esaslı yargılanmasını savunuyor olmanızı temenni ederdim.



FACEBOOK YORUM
Yorum

İlginizi Çekebilecek Diğer Güncel Kategorisi Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI