Bugun...


Necati Keskin


Facebookta Paylaş









Eti Senin Kemiği Benim
Tarih: 17-09-2018 21:59:00 Güncelleme: 17-09-2018 22:18:00


Okullar açıldı, 2018-19 Eğitim ve Öğretim yılındayız, yollar renk renk giyimleri ile öğrenci yavrularımızın okullarına gidiş ve gelişlerini özledik.

 

Bu öğrenci yavruları görünce, hep öğrencilik yıllarımı hayal ederim. O günleri, hayatta olan veya rahmetli olan arkadaşlarımı hatırlarım, Hep o günlere özlem duyarım. Çok güzel ve özel günlerdi öğrencilikte geçen günlerimiz.

 

Yazının başlığı “Etim Senin Kemiği Benim” biraz ürkütücü ama, eski eğitim sistemi ile, yeni eğitim sistemiyle kıyaslamak, Eğitim konusunda ahkam kesenlerin de geçmişini bilerek ders alması gerektiğine inananlardanım.

 

Büyüklerimizden ve rahmetli babamdan duymuştum, eski zamanda bir baba oğlunun elinden tutar hocaya götürür ve dermiş ki: “Hocam, işte çocuğum, eti senin kemiği benim.” Yani çocuk benim ama onu da eğitmek sana düşüyor, eğitmek için de ne gerekiyorsa onu yap. Her türlü zorluklara katlansın, yeter ki adam olsun.

 

Babanın yanında olan çocuk, baba ile hocanın konuşmalarını elbette çocuk da duyuyor bu söylenenleri. Belki korku verici olabilir, size hoş gelmeyebilir de. Yalnız siz çocuğun yerinde olun da sıkıyorsa hocanın sözünün dışına çıkın…

 

Yine Rahmetli babamdan dinlemiştim. Korgun’da bir arkadaşı ile meşe ağacının meyvesi olan ve bilye şeklinde olana “mazı” denir. Bir arkadaşıyla mazı oynarken hocasına yakalanan babam, erkesi gün hocasından yediği ”falaka” cezası nedeniyle, babaannemin sırtında eve getirilip en az 20-25 gün okula gidemediğini anlatmıştı babam.

 

O yıllarda Devlet tarafından atanarak kendini öğretmen,  veya  yöre halkı tarafından ücreti mukabili tutularak dini eğitim vermesi için ‘hoca’  olduğunu sanan ve kendini adam zanneden vicdansızın  el kadar çocuklara uyguladığı şiddeti de eğitim sananların ülkeye ne getirdiği ne götürdüğünü irdelemek gerekir.

 

Bizim zamanınızda dayak, babamın zamanı ile karşılaştırıldığında dayak vardı ama o “falaka” devri kapanmış, öğretmenlerin eğitimin kurumlarından mezun olmaları neticesinde biraz daha hafif geçiştiriliyor, Artık “Eti senin kemiği benim” sözü yerine evlerimizde “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter” veya suçsuz olsan da “kim bilir ne yaptın ki öğretmeninden dayak dedin” gibi söylemlerle telkin ediliyorduk. Yani  öğretmeninden şikayet eden bir öğrenci veya öğrenci velisinden öğretmen şikayeti asla duyulmamıştır.

 

Ben Korgun’da ilk ve orta öğrenimi tamamladım. Öğretmenlerim de rahmetli oldular, Mekanları cennet olsun. 1953-1959 İlkokula giderken öğretmenimden yediğim dayakları hiç unutmam, haklı haksız, Okulun başarılı sayılan öğrencilerinden sayılırdım, Yalnız, bir keresinde üç öğrenci ile birlikte öğretmenimiz bir dayak attı ki, inanın neredeyse donuma çişimi yapmağa ramak kalmıştı.

 

Abim Yüksel’in kulaklarının arkasındaki yara hiç eksik olmazdı. Meğer ilkokul öğretmeni tarafından kulaklarından her gün çekmesi neticesinden oluşmuş.

 

Şimdi bizim yediğimiz dayakla rahmetli babamın yediği “falaka” dayağı kıyaslama yapamayız.. Düşünüyorum da  İlkokul çocuğunun büyüklük derecesini ve el kadar çocuklara atılan bu kadar dayağı hak ederler miydi. Evet, yaramazdık ve dayağı hak ederdik, ama ilk okula giden bir öğrencinin çekeri o kadar ağır dayak değildi. Hele o insafın, vicdanın, merhametin olmadığı o falaka devrini kimselere yaşatmasın

 

Gelelim günümüze;

 

Günümüzde eğitim anlayışı değişti. Belki öğretmenlerin eski saygınlığının kalmaması da bunda etkili. Dolayısıyla da kimse artık çocuğunun elinden tutup öğretmene getirmiyor, eti senin kemiği benim, diye. Eğitim konusunda kayıtsız şartsız öğretmene teslimiyet yok artık.

 

Tabii bunun da sakıncaları var kanısındayım. Çünkü  yeni yaklaşım, sözüm ona özgürlükçüymüş, Baba eğer işlerinden vakit bulur da çocuğuna da  zaman ayırabilirse: akşam oğluna “Benim aslan oğlumun dersleri nasılmış bakayım?” oğlu “Derslerim iyi de baba, Öğretmenin biri bana kafayı taktı”, Baba da, sanki evladının ahlak ve terbiyesinin ne olduğunu bilmiyormuş gibi “Neeee!.., Kim, hangi öğretmen benim oğluma kafayı takmış bakalım!?” veya çocuğunun durumunu bildirmek üzere idareye çağrılan babayla İdareci müdür veya yardımcısı konuşuyor: “Beyefendi oğlunuz okula sigara getirmiş, dün yakaladık” baba ise “Ne olmuş getirmişse, hem size ne oluyor ? Sigaranın parasını ben veriyorum.” Diye bilme cesaretini gösteriyor. Veya Öğretmenle veli konuşuyor: “Bakın, çocuğunuzun durumu hiç iyi değil derslerde devamlı uyuyor, sorunca da gece üçe kadar internetteyim”, diyor. Baba ise umursamaz niyetli konuya duyarsız  “Hocam biraz hoşgörülü olun, siz hiç genç olmadınız mı?”

 

Oğlunun da babasından duyduğu güvenle ve nasıl olsa sınıfta kalmak diye bir yaptırımında bulunmadığı için öğrenciye eğitim sisteminin getirdiği olay bu.

 

Yani bu günkü sistem de bu.

 

Yukarıdaki olayın yarattığı sistem ne kadar yanlış ise “Eti senin kemiği benim” mantığı yanlış olduğu kadar, yıpratıcıdır da. Nedendir bilmiyorum veli ile öğretmen arasında olması gereken iletişim istenilen seviyede değil. Böyle olunca da arada çocuk kalıyor. Bu ölçüde serbest bırakılan çocuk nefsinin emrine giriyor, canı ne isterse onu yapıyor.

 

Bir süre sonra kafasını avuçlarının içine almış ağlayan veliler beliriveriyor ortalarda. Sonra söylemekten hiç hoşlanmadığımız sözcükler dökülüyor dudaklarımızdan “Biz sizi zamanında uyarmıştık.”

 

Bu vesileyle yeni eğitim öğretim yılının geleceğimizin umudu olan öğrencilerimize onları yarınlara hazırlayan öğretmenlerimize hayırlar getirmesini niyaz ederim cenabı hak çocuklarımıza zihin açıklığı öğretmenlerimize başarılar ihsan eylesin.

 

Görüşmek dileğiyle, hoşça kalın sağlıklı kalın.

 

Necati Keskin 17.Eylül.2018



Bu yazı 1809 defa okunmuştur.

mehmet aslan / 25-09-2018 10:41

Aksu İlkokulunda Rahmetli Aliye hocam elinde kızılcık ağacından yapılmış sopa ile gezerdi. Birgün annem benim durumumu sormaya geldiğinde sınıf masasının yanında konuşurlarken gülmüştüm elindeki sopa ile benin elime vurdu ne gülüyorsun diye annemde getir elini hocam öpeyim eline sağlık dedi hiç unutmam şimdiki duruma bak o zamanki duruma nerden nereye ?

Bilal Ceylan / 18-09-2018 16:34

Ortaokul yıllarımda ortaokula yeni başladım, Matematik ödev konusu açı ortay,ve kenar ortay...Neyse sabah örtmenimiz sordu,kim anlatacak diye,ben çok bilmişlik yaparcasına parmak kaldırdım...Tabii ki, çok bilen çok yanılır... Açı ortayin tarifi ile kenar ortayı karıştırmişim, doğru söyle dedi,valla kitapta böyle yazıyor demem ile,örtmenin elindeki sopa ile girişmesi bir oldu, ağzımdan burnumdan kan fışkırıyor,ben yalan mı söylüyorum diye,yaka paça beni dışarı attı, yalvarıyorum ne olur hocam bir daha öyle demem diye ama dinleyen kim... Kapıdan içeri girmeye çalışıyorum almıyor.. Allah gani gani rahmet eylesin,Okul Hademesi Fatma OĞUZ Teyze lavoba da beni gördü,amanın ne bu halin böyle,diye elimden tuttu,doğru sınıfa, kapıyı filan çalmadan,senin gibi Hocanın bilmem ne yaparım dedi,Rabbim zaten bir darbe vurmuş, bula bula bu yetimi mi buldun diye...Gitti müdürü çağırdı,neyse yine elini öptük,ondan sonra o dersi hiç sevmedim, ömrüm boyunca.Taaaa Öğretmen olana kadar.Her matematik dersi bana kâbus olurdu... Ahhhhh Necati Abi,beni nerelere götürdün...Bilal Ceylan // Emekli Öğretmen ( Korgun Cankiri)

Bilal Ceylan / 18-09-2018 16:32

Ortaokul yıllarımda ortaokula yeni başladım, Matematik ödev konusu açı ortay,ve kenar ortay...Neyse sabah örtmenimiz sordu,kim anlatacak diye,ben çok bilmişlik yaparcasına parmak kaldırdım...Tabii ki, çok bilen çok yanılır... Açı ortayin tarifi ile kenar ortayı karıştırmişim, doğru söyle dedi,valla kitapta böyle yazıyor demem ile,örtmenin elindeki sopa ile girişmesi bir oldu, ağzımdan burnumdan kan fışkırıyor,ben yalan mı söylüyorum diye,yaka paça beni dışarı attı, yalvarıyorum ne olur hocam bir daha öyle demem diye ama dinleyen kim... Kapıdan içeri girmeye çalışıyorum almıyor.. Allah gani gani rahmet eylesin,Okul Hademesi Fatma OĞUZ Teyze lavoba da beni gördü,amanın ne bu halin böyle,diye elimden tuttu,doğru sınıfa, kapıyı filan çalmadan,senin gibi Hocanın bilmem ne yaparım dedi,Rabbim zaten bir darbe vurmuş, bula bula bu yetimi mi buldun diye...Gitti müdürü çağırdı,neyse yine elini öptük,ondan sonra o dersi hiç sevmedim, ömrüm boyunca.Taaaa Öğretmen olana kadar.Her matematik dersi bana kâbus olurdu... Ahhhhh Necati Abi,beni nerelere götürdün...



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI